Oysa adina dünya denilen bu vahsi gezegende ayakta kalmaya calisan siradan canlilariz sadece
Ahmet Ümitten toplumsal cürümüslügün besledigi suc ve onun felsefi dogasina edebi bir bakis Romanin Bes Günü
Roma ölülerin omuzlarinda yükselir...
Müzigin, isigin, kültürün baskenti Roma pes pese islenen sira disi ve teatral cinayetlerle sarsilir. INTERPOL adina özel bir görev icin sehirde bulunan Berlin Emniyeti Cinayet Masasindan Yildiz Karasu ve yardimcisi Tobias Becker bir anda kendilerini Afrodisiastan Romaya uzanan bir suc öyküsünün tam ortasinda buluverir.
Ilk kez Kayip Tanrilar Ülkesi romaniyla okurlarin karsisina cikan Yildiz Karasu ve Tobias Becker, bu kez felsefi bir suc cetesinin izinde Roma sokaklarini arsinlarken bir yandan da Afrodisiasin kadim ve gizemli tarihiyle karsi karsiya kaliyor.
Ahmet Ümit, Romanin Bes Gününde okuyucuyu klasik müzik ile arkeolojinin ic ice gectigi bir sehrin sokaklarinda heyecanin hic eksilmedigi cinai bir maratona davet ediyor.
Insanligin aptallasma seviyesini kücümseme Carlo. O kadar da akilli bir mahluk degiliz biz. Yaziyi bulmamizin üzerinden sadece bes bin yil gecti. Daha uygarligin safaginda bile degiliz.