" nsan ancak evcille tirirse anlar," dedi tilki. " nsanlar n art k anlamaya zamanlar yok. Dükkânlardan her istediklerini sat n al yorlar. Ama dostluk sat lan bir dükkân olmad için dostlar yok art k. E er dost istiyorsan beni evcille tir." "Seni evcille tirmek için ne yapmal y m?" diye sordu küçük prens. "Çok sab rl olmal s n," dedi tilki. "Önce kar ma, öyle uza a çimenlerin üstüne oturacaks n. Gözümün ucuyla sana bakaca m, ama bir ey söylemeyeceksin. Sözler yanl anlamalar n kayna d r. Her gün biraz daha yak n ma oturacaks n. . ." Ertesi gün küçük prens yine geldi. "Ayn saatte gelmen daha iyi olur," dedi tilki. "Örne in sen ö leden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya ba lar m. Mutlulu um her dakika artar. Saat dörtte art k sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. Ne kadar mutlu oldu umu görmü olursun. Ama herhangi bir zamanda gelirsen yüre im saat kaçta senin için çarpaca n bilemez. nsan n belli al kanl klar olmal . . ." Tilkinin yan na döndü sonra. "Ho ça kal," dedi. "Ho ça kal," dedi tilki. " te sana bir s r, çok basit bir ey: nsan yaln z yüre iyle do ruyu görebilir. As l görülmesi gerekeni gözler göremez." "As l görülmesi gerekeni gözler göremez," diye yineledi küçük prens; unutmamal yd bunu. "Gülünü senin için önemli k lan, onun için harcam oldu un zamand r." "Onun için harcam oldu um zaman. . ." diye yineledi küçük prens. Unutmamal yd bunu. " nsanlar unuttular bunu," dedi tilki. "Ama sen unutmamal s n. Evcille tirdi imiz eyden sorumlu oluruz. Sen gülünden sorumlusun. . ." "Ben gülümden sorumluyum," diye yineledi küçük prens. Bunu da unutmamal yd . .